2 Eylül 2015 Çarşamba




DÜ-ŞÜN-MEK



Eşref-i mahlûk olan insanın en büyük özelliğidir belki de düşünmek. Bizi diğer canlılardan ayıran en büyük özellik. Düşünebildiğimiz için iradeye sahip olabiliyoruz yani kendi fikrimizi ve kararımız ortaya koyabiliyoruz. Tabi en önemli hususlardan biri de “nasıl düşünmek?” sorusunun cevabıdır aslında. Çünkü bazen o kadar kötü düşünen insanlarla karşılaşıyoruz ki keşke bu hiç düşünmese diyoruz. Bir de düşünmeyenler var yaptıklarını ve yapacaklarını tamamen tesadüf bırakanlar ki bunlarda en az kötü düşünenler kadar zararlı çünkü düşüncesizce yapılan bir hareket bazen en kötü düşünceden bile kötü olabiliyor. Ama bundan da kötüleri var ki bunlar toplumun ayakta uyuyanlar diye adlandırdığı düşünemeyenler, belki de bir toplumun tehlike potansiyeli en yüksek kesimi! Çünkü düşünemeyen kişinin yerine başkası illaki düşünür ve o düşündüğünü düşünemeyen kişiye yaptırır. Düşünen kişi eğer kötü düşünüyorsa en büyük desteği bu kesimden alır ve tehlike potansiyeli tavan yapar. En büyük marifet ise her şeye rağmen iyi ve güzel düşünebilmektir. Bir toplumda aranan insan görüntüsüdür. Her şeye rağmen iyi ve güzel düşüne insan ait olduğu topluma umut verir ve o umut belki de bir toplumun en kötü durumdan kurtulup hayat bulmasına vesile olur. Tıpkı en kötü ve en dar zamanda iyiyi ve güzeli düşünüp bir topluma umudu aşılayıp hayat veren Mustafa Kemal ATATÜRK gibi…