14 Ağustos 2015 Cuma

Bir akşam üzeri ecel cellatı aldı canımın canını...

Şehime Sultanım...


      Mana bulurken gözlerinde mavi
     Güneş kıskanırken altın saçının telini
     Çiçekler dört gözle beklerken bir cilveni
     Bülbüller imrenirken her namene
     Sustun mu sen ey güzeller güzeli?

    Ceylanlar güzelliğine gıpta ederken
    Güller kokuna hasret iken
    Geceler ve Ay ışığına muhtaç iken
    Yavruların sana doyamamış iken
    Kara Toprağa mı yatırdılar seni ey      canımın canı?

    Bahar bekler görmek içün yüzünü
    Yaz kahrolur gidişinini görmeği
    Kış korkar sensizliğe gelmeye
    Güz acır göğsünde açan çiçekleri    soldurmayı
    Mevsimler bile inleriken senin içün
 Toprak mi oldun sen ey kadın?

   Adını duyan gülümseriken
   Fotoğraflar bile sana tebessüm ederken
   Kuşlar sana gülüşürken
   Söğütler önünde eğilirken
   Ağlattın mı sen bizi ey neşe-i daimim?

   Masmavi elbiselerin
   Şarabın rengini kazandığı bluzların
   Zümrütlerin gıpta ettiği başörtülerin
  Meşhur kürkün varken
  Kefene mi sardılar seni ey tavrına hayran  olduğum güzel?

  Yaşlı Gözlerim hala seni bekleriken
  Yer Gök sana ağlariken
  Cihan bize cehennem olmuş iken
  Uzuntarla güzelini ararken
  Ölümün elini tutup gittin mi sen ey cihanın hazinesi?

   Yürek yanıyor ey kadın
   Bir damla su olup göstermeyecek misin  derya gözlerini ancak onlar sindirir alevimi
Ey kadın
Ey canım
Ey ferim
Ey gülüm
Ey değerlim
Anneannem
Öldün mü sen?
Öldün mü?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder